İnsan, hakkında hayırlı olacak şeyler için dua ettiği gibi şer olacak şeyler için de dua eder. Çünkü insan, çok acelecidir.
İsrâ / 11. Ayet
وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا
İnsan, hakkında hayırlı olacak şeyler için dua ettiği gibi şer olacak şeyler için de dua eder. Çünkü insan, çok acelecidir.
TEFSİR:
İnsan, fıtratındaki acelecilik vasfı sebebiyle öfkelendiği, bir sıkıntıya düştüğü ve güçlüklerle karşılaştığı zaman, muhâtaplarına çok kolaylıkla beddua edebilmektedir. Hatta aceleci yapısıyla ve üzüntüsünün çokluğundan böyle durumlarda ümitsiz ve kötümser bir halde: “Allahım, cânımı al da, beni bu sıkıntıdan kurtar!” gibi sözlerle kendisi için bile beddua eder. Bu halin tasvip edilemez olduğunu Enes (r.a.)’ın anlattığı şu hadise ne güzel açıklamaktadır:
“Resûlullah (s.a.s.) son derece zayıflamış bir hastayı ziyâret etti ve:
«–Allah’a bir şey için dua ediyor veya O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. Hasta şöyle cevap verdi:
«–Evet. Allahım! Bana âhirette vereceğin cezayı bu dünyada hemen peşin olarak ver, diye dua ediyordum.» Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
«–Sübhânallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle dua etseydin olmaz mıydı: Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru!»
Bunun üzerine adam bu duayı yaptı ve şifa buldu.” (Müslim, Zikir 23/2688; Tirmizî, Deavât 71/3487)
İsrâ / 11. Ayet
وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولًا
İnsan, hakkında hayırlı olacak şeyler için dua ettiği gibi şer olacak şeyler için de dua eder. Çünkü insan, çok acelecidir.
TEFSİR:
İnsan, fıtratındaki acelecilik vasfı sebebiyle öfkelendiği, bir sıkıntıya düştüğü ve güçlüklerle karşılaştığı zaman, muhâtaplarına çok kolaylıkla beddua edebilmektedir. Hatta aceleci yapısıyla ve üzüntüsünün çokluğundan böyle durumlarda ümitsiz ve kötümser bir halde: “Allahım, cânımı al da, beni bu sıkıntıdan kurtar!” gibi sözlerle kendisi için bile beddua eder. Bu halin tasvip edilemez olduğunu Enes (r.a.)’ın anlattığı şu hadise ne güzel açıklamaktadır:
“Resûlullah (s.a.s.) son derece zayıflamış bir hastayı ziyâret etti ve:
«–Allah’a bir şey için dua ediyor veya O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. Hasta şöyle cevap verdi:
«–Evet. Allahım! Bana âhirette vereceğin cezayı bu dünyada hemen peşin olarak ver, diye dua ediyordum.» Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurdu:
«–Sübhânallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle dua etseydin olmaz mıydı: Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru!»
Bunun üzerine adam bu duayı yaptı ve şifa buldu.” (Müslim, Zikir 23/2688; Tirmizî, Deavât 71/3487)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder